Takifemi

Günümüzden geçmişe doğru bakılırsa takifemi günümüze nazaran daha az olduğu anlaşılmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi ile insan hayatı daha kolaylaştığı gibi daha hızlı olmaktadır ve bu hız kişiye psikolojik etki ederek kişinin hızlı konuşma dürtüsü yaşatmaktadır. Hızlı konuşma sorunu yani takifemisi olan kişilerin konuşma hızı karşısındaki kişinin yetişemeyeceği ve kişinin söyleyeceklerinden geride kalmasını, takip edememesini sağlayacak kadar hızlı olabilmektedir. Böylelikle karşısındaki kişi ile iletişiminde kopukluklar olacaktır. Hızlı konuşma sorununu tetikleyen birkaç sebep bulunmaktadır, ancak yaşam koşullarının etkileri ile soyutlaşan günümüz dünyasındaki akış hızını da unutmamak gerekir.

IQ seviyesi yüksek insanlarda daha sık görülen hızlı konuşma problemi (takifemi),  konuşurken kişilerin söyleyecekleri kelimeleri daha söylemeye başlamadan akılda birkaç salise önceden düşünüp dil henüz o anda söylenmeye başlanan kelimeyi bitirmeden düşünülen kelimeleri de dile aktarmaya çalışmasıyla ortaya çıkmaktadır.  Takifemi sorunu önceleri kekemelik problemleri neticesinde konuşma esnasında takılmaları olan kişilerde bir süre sonra görülmeye başlayan bir problemi olarak da karşımıza çıkabilmektedir. Önceleri konuşmaya başlarken kekeleyen kişilerin kekemelik problemini aşmaya yönelik kelimeleri bir an önce ağızdan çıkarmalarına yönelik hızlıca konuşmaya çalışmalarının bir süre sonra alışkanlık haline gelmesi ile şekillenmiş bir yapı olarak kalmasıyla da ortaya çıkabilmektedir.

Takifemi problemi özellikle bu sorunu yaşayan kişilerin telefon görüşmelerinde kişileri sıkıntıya sokan bir durum olarak gözlemlenmektedir.  Telefon görüşmelerinde hızlı konuşma sorunu yaşayan kişilerin boşluksuz ve hızlı şekilde sıraladıkları kelimeleri telefonda karşıdaki kişiler anlamakta zorluk çekerler.  Bu sebeple sürekli pardon, “anlayamadım” ,”tekrarlar mısınız ?” gibi sorularla muhatap olmak zorunda kalan kişilerdir hızlı konuşma sorunu yaşayanlar olarak tanımlanabilir.

Takifemi bozukluğu tedavisi mümkün olan bir akıcı konuşma bozukluğu olsa da bunun çaresi hastalık gibi ilaç tedavisine ihtiyaç duyan bir yapı olarak algılanmamalıdır. Konuşmanın akıcılığı ancak kontrollü şekilde şekillendirilmiş bir yapının kişinin konuşma sistemine dahil edilmesi ile yavaşlatılabilir. Bu da uzun ve sık periyotlarda yapılacak konuşma seanslarının ciddiyetle her hafta belli periyotlarda kişiye empoze edilebilmesi ve bireysel bir düzende uygulanması ile başarılabilir. Fakat elde edilen başarının acemisi olan kişilerin öğrendikleri kontrollü konuşma yapısını pekiştirmeleri seanslarda elde ettikleri tecrübeleri sürekli egzersizlerle desteklemeleri ve belli periyotlarla uzanmaların onları desteklemeleri ile kalıcı bir boyuta ulaşabilecektir. Bu yüzden eğitim sürecinin tamamlanmasının ardından kişinin dikkat etmesi gereken dönem de başlamış olacaktır.

Dil ve Konuşma Terapisti

Konuşma sırasında yaşanan devamlı bazı hatalara konuşma bozukluklarından artikülasyon takifemi ve kekemelik denilmektedir. En çok küçük yaşlarda görülen, erken konuşma döneminde ortaya çıktığı saptanmakta olan konuşma bozukluklarına daha çok çıktığı dönemde ortaya çıkış nedenine çözüm bulunmalıdır.

Kişilerdeki konuşma bozuklukları türevlerine göre farklılık gösterse de genel olarak akıcılık yada harfler üzerindeki etkiler olarak görülür. Dil ve konuşma terapisti ise bu sorunların tespiti ve çözümünde belli bir düzeyde sorumluluk sahibidir. Konuşma bozukluklarının çözümünde birey aile ve uzmanın üzerine düşen ayrı ayrı sorumluluklar vardır. Kekemelik gibi akıcı konuşma bozuklukları yada harf hataları olarak adlandırılan artikülasyon bozuklukları kişilerin konuşma esnasında bilhassa da heyecanlı anlarda zorluk yaşamalarına sebep olmaktadır.

Kekemelik akıcı konuşma bozukluğu yönüyle ilk hece takılmaları olarak çok sık rastlanan problemlerdendir. Kekemelik küçük yaşlarda yaşanan korkutucu ve gergin olayların ardından bariz şekilde tekrarlamalar olarak görülmeye başlar sonrasında takılmalar olarak şekillenerek giderek ağırlaşan bir grafik seyreder.

Har hataları ise yine küçük yaşlarda seslerin hangi harfte nasıl çıkması gerektiğini öğrenememesi yada hafızasında o harfe uygun sesi yanlış kodlaması sonucunda yaşar. Artikülasyon bozukluğu küçük yaşlarda ortaya çıktığı için aile bireylerine çok tatlı konuşmalar olarak gelse de bu sorun ilerledikçe durum sıkıntılı bir alışkanlığa doğru döner.

Dil ve konuşma terapisti bahsedilen konuşma bozukluklarının tespitinden sonra kişiye özel terapileri planlamaktadır. Bunu yaparken kendisi kişiyle ilgili olan ilk izlenimleri ile yoğun ve sıklık derecelerini ayarlayarak başlar. Dil ve dudak terapilerinin başladığı seanslar kişinin direk konuşma sistemine yapılamaya başlayan müdahaleleri içermektedir.  Dil ve konuşma terapisti işine ne kadar hassas baktığını kullandığı yönetmelerle gösteren kişidir. Dil ve konuşma terapisti akıcılık bozukluğu yada sesletim bozukluğu arasındaki farkı gözeterek uluslar arası bilinirliği olan teknikleri kullanmalıdır ki başarıyı kişi odaklı da olsa riske atmamalıdır.

Dil ve konuşma terapisti yaptığı seansların ardından aldığı başarıyı riske atmadan gözetimini devam ettirmelidir. Unutulmamalıdır ki konuşma bozuklukları kendini tekrarlayabilme özelliğine sahip problemlerdir. Yılların getirmiş olduğu bu kalıplaşmış yanlışlık konuşma alışkanlıkları kısa sürelerde iyileştirilemez düzelmeler de kalıcı olamaz. Bu sebeple rutin kontrol seanslarına olan dikkat önem arz etmektedir.

Dil Terapisti

Konuşma bozuklukları belirli bir nedenden dolayı çıkmayıp kişinin kendisi için çok kötü bir olayın etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Türü ve derecesi kişinin kendisi için çok kötü olaydan etkilenme derecesi ile doğru orantılıdır. Derecesi o anın gerginliğine göre değişebiliyor. Bu nedenle ilk bakışta yapılan derecelendirme yerine genel dereceye bakılmalıdır. Çünkü genetik ve daimi kalıcı olmayan sadece dil alışkanlığı olan bu sorun ilk senelerde kendiliğinden geçme ihtimali olan bir durumdur. Bu durumun olma ihtimalinden dolayı kekemeliğin ilk belirtisinin ardından acilen bir uzman yardımı aramak gereksiz olabilmektedir. Bunun gibi durumlarda ebeveynler bir uzman yerine çocuğun konuşmasını bir süre izlemeleri ile birlikte girişmeleri daha doğru olacaktır.

 

 

Dil terapisti de bu gözlemlemelerinde yardımıyla, konuşma sorunun ne zamandan beri bu sorunun var olduğu bilgisi ile birlikte terapiye yönelik bir sistem çıkartmaktadır. Konuşma bozukluğu yaşayan kişinin yaşı da büyük bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Etkili olabilmek adına dil terapisti kişinin yaşına etkisini de değerlendirerek terapilerine başlamalı ya da buna göre yöntem ve teknikleri kullanmalıdır. Dil terapisti, kişinin terapisine başladığı zaman içerisinde konuşma bozukluğunu başlatan ve devam ettirecek çevresel etkenlerinde sonlandırmak adına kişinin ebeveynleri ile iletişime geçmelidir. Terapistin geliştirdiği konuşma eğitimlerinin bu eğitimin ardından terapi öncesi haline geri dönmemesi için adına bu adım önemli bir detaydır. Genellikle akıcı konuşma bozukluğu olarak bilinen kekemelik, korkulu ve stresli olayların sebep oldukları için bu aile içi kavgaların özellikle terapi süreci devam ederken yaşanmaması önemlidir.

 

 

 

Kekemelik gibi akıcılık, artikülasyon gibi telaffuz sorunları alışkanlık olduğu için bilinen ve kullanılan kesin çözüm sunabilen bir ilaç dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmamaktadır. Bu durumdan dil terapisti bu arayışta olan bireyleri bu konuda uyarmalıdır. Dil ve dudak terapilerinin şekillendirdiği ve akıcılığın kontrolünün kişilere kazandırıldığı konuşma terapileri ile kişilerin konuşma bozuklukları tamamen geçirilebilmektedir. Asıl olan ise terapi alan kişilerin, dil terapisti tarafından uygulanan yöntemleri tam olarak algılayabilmesi ve tam anlamıyla azimle bu egzersizleri uygulamak istemesi ile alakalıdır. Dil terapisti, konuşma terapilerini kısa tutmamalıdır, yeniden öğrenilen ve dil tembelliğinin önüne geçilen durumların yeni benimsendiği için kişilerce unutulması ya da üzerinde çok durulmaması gibi sorunların görülmemesi adına terapilerin uzun olması önemlidir.

Çocuklarda Kekeleme

Daha çok kişilerin çocukluk dönemlerinde ortaya çıkan takılma tutulma ve duraksama gibi konuşma sırasında kekemelik belirtileri olan bu sorunlar zamanla alışkanlık haline gelip konuşma bozukluklarına dönüşebilmektedir. Kekemeliğin özellikle beklenmedik ani korkuların ardından çok görüldüğünü hepimiz biliyoruz lakin bunun haricinde rüyalarda görülen kabuslar da çocukların ağlayarak uyanacak derecede etkilenmelerine neden olabiliyorlar. Bunun sonucunda yaşanan reaksiyonla birlikte kişiler konuşma bozukluğu yaşamaya başlayabilmektedirler. Kekeleme sorunu olarak görülen bu akıcı konuşma bozuklukları aslında sadece şokun sonucunda yaşanan bir durumdur ve genel itibari ile geçici denebilecek sıkıntılardır. Fakat gereksiz uyarılar yapıldığında bu geçici durum kalıcı hale gelebilmektedir. Çocuğun habersiz olduğu ya da çok önemsemediği bu konuşma bozuklukları, gereksiz yere yapılan uyarılar yüzünden, çocuk tarafından sorun olarak görülmeye başlamakta ve çocuk bu takılmaları kendisine dert edinmeye başlamaktadır.Görülen takılmaların önüne geçmek adına çocuklarda kekeleme sorunları, uyarılarla büyütülmemelidir. Büyütülen takılmalar belli bir süre sonra çocuğun sorunu kendiliğinden atlatmasına mani olacaktır.
Çocuklarda kekeleme için yapılması gereken ise aile bireylerinin uyarıları yerine çocukla sürekli iletişim halinde olmaya çalışmasıdır. İletişimde olunan çocuk kekeleme sorunu yaşadığı anlarda, kalıcı kekemelik durumuna gelmemesine için aile bireylerince daha yavaş ve net biçimde cümle tekrarları yapılabilir. Bu şekilde çocuk daha rahatlatılabilir, fakat bunu uygularken çocuğun takılmalarının önüne geçmek adına yapıldığının çocuğa fark ettirilmemesi gerekir.Kekemeliğe son verilebilir.Bu unutulmamalıdır.

Çocuklarda kekeleme tedavisiise belli bir sürenin ardından kalıcılığı artık kesinleştikten sonra başlanabilecek bir süreçtir. Çocuklarda kekeleme ortalama 5 yaşından sonra konuşma egzersizleri ile başlanabilecek bir süreçtir. Hapı ilacı olmayan kekeleme sorunu ancak konuşma terapileri ile son bulabilir. Bu yüzden kesin çözüm olabilecek mucizevî ilaç ya da şurup arayışı olmamalıdır. Bu tarz arayışların hayal kırıklığı haricinde hiçbir getirisi olamaz.

Kekeleme tedavisi olarak bakıldığında yüzyıllardır devamı gelen birçok yöntem ve teknik denenmiştir. Ancak herkeste aynı zamanda aynı şekilde çözüm olabilecek bir süreç söz konusu değildir. Özellikle çocuklarda kekeleme problemi uzun süreçleri kapsayan, çok sık seansların birbiri ardını izlediği durumlardır. Çocuklarda kekeleme problemi uzman kişi ve çocuk arasındaki iletişimin ne kadar güçlü olabileceği ile çok alakalıdır. Bu yüzden çocukların motive oluşu ayrıca değerlendirilmelidir. Motivasyonu güçlendirilmek adına gerekli süreçlerin göz ardı edilmeden uygulanması uygun olacaktır. Aynı şekilde kekeleme tedavisinin ardından başarının devamlılığını sürdürebilmek adına kontrol süreçlerine de gözetmek, yeni akıcılığın kalıcı olması adına gereklidir.

Artikülasyon Tedavisi

Konuşma bozukluklarından olan artikülasyon bozukluğu çocukken kulağa bebeksi bir konuşma tarzı gibi geldiğinden sorun olarak görülmez iken kişi büyüyünce özellikle ciddi konularda ciddiyeti bozduğu için bir sorun olarak görülmeye başlanmaktadır. Artikülasyon tedavisi ve Artikülasyon bozukluğu , birlikte değerlendirilirken konuşma bozukluğunun aile bireylerinin dahil olabileceği bir süreç dahilinde çözüm bulabileceği bilinmelidir. Sadece uzmanların yönettiği tedavi süreçlerinin başarısı çok uzun ömürlü olmayabilir.

Artikülasyon tedavisikonuşma egzersizleri eşliğinde uzun süreçlerde tamamlanabilmektedir. Konuşmaya başlanan ilk dönemlerde yanlış kodlanan harflerin söylenişi de bu şekilde sürüp gitmektedir. Bunu değiştirmenin yolu yeni bir konuşma alışkanlığının öğrenilmesinden ziyade yeni sistemin çocuk tarafından benimsenmesi ve harflerin kelime ve konuşma esnasında da öğrenildiği şekilde düzgün çıkarılmasına dayanan tarafları vardır.

Artikülasyon bozukluğu asla kısa süreçlerde düzelebilecek kadar basit bir sorun değildir. Bu sebeple haftada 1-2 seansla ya da toplam 10 gün 15 günde çözümlenecek bir süreç değildir. Artikülasyon tedavisi, dil ve dudak terapisi ile birlikte bireysel olarak devam etmesi gereken çalışmaları içermelidir. Dört beş yaşındaki çocuklardaki artikülasyon sorunları ise öncelikle onların kişilere ve yeni başladıkları merkezlere alışma dönemlerinin öngörülmesi ve buna dayalı olarak zaman planının ayarlanması gereklidir. Özellikle R harfi hataları çizgi film karakterlerinden farklı çocuklardan kısacası çevresel etkenlerin etkili olduğu durumlarda ortaya çıkabilen durumlar olabilmektedir. Bu yüzden ailelerin çocuklarının izledikleri tv programlarını da denetliyor ve düzenliyor olmaları önemli kriterlerdir. Kişilerin bu sorunla birlikte büyümeleri sonucunda harf hataları çok daha ileri dil tembelliği şeklinde yerleşik bir yapıyla ilerleyebilir, düzeltilmesi, küçük yaşlardaki bir çocuğa göre çok daha zor bir kıvama gelebilir. Bu yüzden artikülasyon bozuklukları görülmeye başlandığı ve uzmanlarca artikülasyon teşhisi konulduğu an itibari ile artikülasyon tedavisi süreçlerine başvurulması önemlidir. Bu süreçlerden önce etkisi olabileceği düşünülerek çocuklara işitme testi yapılarak işitme kaybı olup olmadığının kontrolü de önemli bir detaydır. Ayrıca seansları son bulan artikülasyon tedavisi sonrasında kişilerin telaffuz sıkıntıları konusunda durumlarının analiz edilmesi gerekli görülmektedir. Artikülasyon tedavisi, sonuçlarının kalıcı şekilde ve devamlılığı sağlanarak planlanmış bir düzen içerisinde ayarlanması gereklidir.

Çocuklarda Kekemelik Nedenleri

Araştırmalara göre çocukların anne karnında bilince kavuştuğu ispatlanmış ardından adeta kayıt halindeki beynin gelişim hızı doğru oranda belli bir süre daha ilerlemektedir. “Çocuklarda Kekemelik” gibi ileriye dönük birçok sıkıntılı durum da işte tam bu dönemde ortaya çıkmaktadır.
Nörolojik bir sıkıntı olmayan kekemelik aslında konuşma motorunda olan bir sorun anlamına gelmez. Doğuştan ileri gelmeyen kekemelik aşırı duygusal tüm çocuklarda ortaya çıkabilecek bir problemdir. Özellikle de konuşma döneminde yaşanabilecek beklenmedik kötü durumlarda vücudun kendince verdiği tepkilerle karşılaşmak mümkündür. Bu sıkıntıların alt ıslatma ya da tırnak yeme gibi sonuçlarının yanında konuşmalarında tekrarlar ya da takılmalar ortaya çıkabilmektedir.
Çocuklarda ortaya çıkan kekemelik problemi kıskançlık ve aşırı heyecan etki etmektedir. Bunun dışında ateşli hastalıklar ve ya çevresel etkenler bu sıkıntının doğmasına neden olabilmektedir. Çocuklarda kekemelik örnek aldıkları kekeme kişilerde etki etmektedir. Özellikle de rol model olarak gördüğü kişiyi taklit ederken kişi kekeme ise kekeme özelliğinide taklit eder ve alışkanlık haline gelir.
Kekemeliğin devamlılığı ve kalıcı durumu daha önem teşkil eder. Bu yüzden mevcut gergin bir ortamın neden olduğu kekemelik probleminin kalıcı boyutlara ulaşmaması için bu ortamın değişimi ya da ılıman bir iklime dönüştürülmesi gerekmektedir.
Çocuklarda kekemelik nedenleri ve sonrası olarak değerlendirilebilecek kekemelik sorununu kalıcılaştıran gereksiz uyarılar ( yapma, takılma, düzgün konuş) çocuğun yaşadığı kekemelik problemini daha çok fark etmesi ve konuşurken bu durumu kafasına takıp iç dünyasında büyütmesine sebebiyet vermektedir. Kişi engellemeye çalıştıkça daha çok aklına gelir ve istemsizce yapmaya başlar. Bu yüzden çocuklarda kekemelik sorunu refleks haline dönüştüğünde artık kendiliğinden geçebilme ihtimali olan ilk bir yılın ardından uzman yardımına başvurmak gerekebilir.

KEKEMELİK

Awkward age problemsKekemelik

Düşündüğünü ifade etmek bazen nefes almak gibiyken bazen hayatın en vazgeçilmez ihtiyacı olacak kadar zorunludur insan için. Özellikle önemli bir konu ve heyecanlı bir ortamdan bahsediliyorsa.
Yaşadığına pişman eden kekemelik sorunu bazen çok zor anları peşinden getirir. Kontrol edilemeyen bu takılmalar, özellikle heyecanla buluştuğunda konuşmaktan vazgeçmek anlamı taşıyan bu problem dermansız bir dert değilken, insanlara öyle bir yapışmıştır ki asla kurtulamayacağız gibi bir düşünce yerleşir zihinlere.
Kekemelik görülmeye başladığı ilk yıllarda kendiliğinden geçebilecekken kemikleşmeye yüz tutan ve artık refleks haline dönüşen durumlarda kendiliğinden geçebilecek olan bu özelliğini yitirmektedir. geçebilme ihtimali olan ve çocukların yanında yaşayan bireylere konu ile ilgili büyük görevler düşmektedir. Bu sorunla ilk karşılaşmalar hak verirsiniz ki büyük ir panik halinde ortaya çıkmaktadır. Fakat kekemelik yaşayan çocukların bu sıkıntıyı çok büyük bir problem gibi algılamaları, sıkıntının yerleşmesine sebep olabilmektedir. Neden takılıyorsun, kekeleme gibi gereksiz uyarılar ise çocuğun kendini denetleme ihtiyacını dürtmekte ve yapamadığını gördükçe bu olayı kafasında büyütüp refleks haline dönüşmesine sebep olabilmektedir.

Uzun yıllardır devam eden kekemelik için artık “kronik kekemelik” diyebileceğimiz yapılar içerindeki takılmalar, duraksamalar,tutulmalar ancak uzman yardımıyla uzaklaşılabilecek sorunlar grubuna girebilir. Kekemelik tedavisi başlangıcı kişisel özelliklerin ve sorunun cinsinin tespiti ile başlayıp kontrollü konuşma alışkanlığını kazandırabilecek teknikler bütününün kişiye öğretilmesi ve bu yöntemlerin kişide refleks haline dönüşene kadar olan takibi ile başarılabilmektedir. Kekemelik tedavisi yapılacak olan kişinin özellikle de yetişkinlerde görülen kekemelik problemlerinin geçmemesi gibi bir ihtimal çok yoktur. Misal halk arasında bu yaştan sonra kekemelik geçmez gibi bir yanlış anlaşılma olabiliyor. Bu sebeple bu yanlış inançlara kanmayıp bu sorunun çözümüne odaklanmak doğru olandır.

Kekemelik Nedenleri

neden kekemelikYaşanan sorunlu anların hayatın geri kalanını kısmen sıkıntıya düşürdüğü, ikinci karmaşaya sürüklediği ve sonucunda depresyon ya da stresli durumları yaşatabildiği bilinmektedir. Özellikle de erken konuşma dönemi içerisinde yaşanan ani gelişen kokulu gergin anlar, vücut dilinde vücudun bir tepkisi olarak ortaya çıkabilmektedir.

Kekemelik, korkulu, gergin anların ardından çoğunlukla da 2 – 7 yaşları arasında ortaya çıkabilmektedir. Alt ıslatma ya da farklı depresif davranışları da doğurabilen bu istemsiz anlar bazı zamanlarda da konuşmayı etkiler boyutta gözükebilmektedir.

Kekeme Tedavisi

  Kekeme Tedavisi

kekeme tedavisi

Kekeme Tedavisi, insandan insana değişe bilen teknikler uygulanması söz konusudur. Kekeme tedavisi kısa sürelerde sonuç vermeyebilen her bireyde aynı sonucu aynı tekniklerle alınamayabilen süreçleri kapsamaktadır. Kişilerdeki yaş, algılama kapasitesi, soruna olan bakış açısı gibi detaylar kekeme tedavisi için süreçleri etkileyen unsurlardır. Konuşma bozuklukları grubunda akıcılık noktasında sıkıntı veren ilk hece takılmaları özellikle çocuk yaşlarda görülmeye başlamaktadır. İlk bir yıl kendiliğinden geçme olasılığının yüksek olduğu kekemelik, daha sonraki yıllarda oturan bir konuşma sistemine dönüş yapmaktadır.

Konuşma Bozukluğu Nasıl Geçer

konusma-bozuklugu-nasıl-gecer

Konuşma Bozukluğu Nasıl Geçer

Konuşma bozukluğu bir sene içerisinden kendinden geçebilir fakat geçmediği zamanlarda olmuştur.Bu durumlarda konuşma bozukluğunun nasıl geçebileceği hakkında yöntemlere bakılmalıdır.Konuşma bozukluğu tedavisi, konuşma bozukluklarından hangisinin mevcudiyetinin belli oluşunun ardından konuşulabilecek bir konudur. Çünkü çeşitli konuşma bozukluğu sorunlarından ancak belli bir kısmının konuşma bozukluğu tedavisi söz konusu olabilir. Örneğin doğuştan gelen konuşma sorunları olarak bilinen dil ile ilgili sorunlar sonradan meydana gelen ve geçici konuşma bozuklukları gibi alışkanlık tabanlı olan sorunlar olmamaktadır. İşitme kaybının olduğu durumlarda olduğu gibi kişilerle yapılması gereken eğitimlerin kişi tarafından duyamadığı için işitilememesi bu tabandaki konuşma bozukluğu tedavisini olanaksız kılmaktadır.

{$footer_yazisi}